son dakika haberleri
Bizi Facebook'dan takip edin
Bizi Twitter'dan takip edin
Bünyamin YILMAZ

ŞİMDİ DERS ZAMANI!

Ne kadar pozitif bir ifade değil mi? "Şimdi ders zamanı" çocuklar alışverişlerini de yaptılar. Arkadaşlarını ve öğretmenlerini görmenin heyecanı içinde sabah uyanıp okul yolunu tuttular. Okulda ise onları bekleyen öğretmenlerinin yanı sıra ailelerin heyecanı da görülmeye değer... Aslında olması gereken manzara nispeten gerçekleşmiş olabilir. Ama gelin görün ki bütünüyle olan bu değil.

 

 

Pazartesi günü eğitim ve öğretimin başlayacağına ilişkin bakanlık resmi ağızlardan sözlü ve yazılı açıklamasını yaptıktan sonra, en nihayetinde 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında bugün itibariyle başladı. Peki her şey tabiri caizse tam tıkır mı başlıyor?

 

 

Bu soruların cevapsız kalmasını askıya aldığımızda, bu sorunları dile getiremeyen ve olumsuzlukları kanıksamış bir toplum olarak yaşamaya devam ediyoruz. Toplum olarak Türkiye’nin eğitim noktasında üçüncü dünya ülkelerine yakın bir sıralamada olmasının yanında ve bu durumu sorgulamayan bir hafızanın varlığı devam ederken, nasıl oluyor da bu kadar rahat olabiliyoruz? Eğitim durumu bu alt seviyede seyrederken, ülkede eğitim noktasında uluslararası bir başarı beklemek zaten hayal olmakta. Ayrıca kentlerarası eğitimdeki fırsat eşitsizliğin yanı sıra, bu da yetmezmiş gibi ülkede binlerce öğretmenin 'gerekçe ne olursa olsun' bir adli merci olmadan ve sağlıklı bir yargılama zemini oluşturulmadan bu öğretmenlerin açığa alınması ya da içlerinde hadisenin dışında kalacaklar olmasına ragmen, söz konusu kişileri etiketlemek ya da afişe etmek de tam bir çıkmaz olmakta. Her yıl yeni bir anlayış ve buna bağlı olarak da belirsiz aralıklarla değişen bir sınav sitemi hayatlarımıza dahil olurken, bütünüyle dikiş tutturamayanların yerleşik hayatına dönüşen bir sistemin içinde tükeniyor umutlar ve hayatlar. Zaten ülkenin kuruluşundan bu yana en fazla koltuk değiştiren bakanlık statüsünde bulunan söz konusu bakanlık, anlaşılan o ki sırayı kimseye vermeyecek gibi de duruyor.

 

 

Aslında üzerinde durmak istediğim şey tam olarak bu degil… Asıl problem ne biliyor musunuz? Eğitimin siyasi jargonlarla açıklanıyor oluşunun yanı sıra, eğitimin siyaset arenasının bir metası olması, herkesin üzerine konustuğu ama kimsenin anlalamdıramadığı bir mevzu haline dönmüş durumda. Toplumdaki bazı duyarlı kesimler söz konusu eğitimin son dönemlerde yaşanan durumundan muzdarip halde yakınmaları, bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındalığı adına umut veriyor. Ama gelin görün ki politika fenomenleri yetmezmiş gibi , il eğitim idarecileri de hiçbir aksaklık yokmuşçasına,” eğitim-öğretimin problemsiz bir şekilde başlayacağını ve tarihin değişmeyeceği”nin vurgusunu tekrarlayıp , zafer kazanan bir edayla göğsünü gere gere medyaya demeç vermekte...

 

 

Sormak isterim: Eğitim sezonunu, açığa alınan öğretmenlerin bulunduğu okullarda, hangi öğretmenleri yerlerine görev yapacak şekilde atmasını yaptınız da, eğitim-öğretim problemsiz açılıyor?

 

Diğer bir problem, ataması yapılmayan binlerce öğretmen dururken okullardaki boşluğu giderme adına hala ücretli öğretmenlik uygulamasıyla bir sonuç alabileceğinizi mi düşünüyorsunuz?

 

Bütün bu problemler güncelliğini korurken, hiçbir problem yokmuş gibi davranmak hiç de rasyonel olmuyor.

 

Peki şimdi kitlelerin ve muhatapların hiçbir şey yokmuş gibi davranmasını mı bekliyorsunuz?

 

Hayır tabiki de..!

 

Çocuklarımızın bilgi ve değer dünyalarının temellerini attıkları yaşam alanlarından biri olan eğitim kurumlarında yaşanan bu problemleri görmezden gelemeyiz. Toplum olarak bu konudaki duyarlılığımızı arttırmalı ve gereken tepkiyi ortaya koymamız gerekmektedir.

 

Çocuklarımızın geleceğini karartmaya ve eğitim haklarını engelleyecek eylemlere asla taviz vermemeliyiz.

 

Müsaade etmemeliyiz.

Bünyamin YILMAZ  |  Diğer Yazıları

Bünyamin YILMAZ Yazılarına Yapılan Yorumlar