son dakika haberleri
Bizi Facebook'dan takip edin
Bizi Twitter'dan takip edin
Cengiz Maral

DEMOKRASİ VE KORKUSU

İdamcı Suudi Arabistan’nın yine bir diğer idamcı devlet olan İran’nın desteklediği Şii Din Adamı Nimr El Nimri’yi kafasını kılıçla kesmek suretiyle idam etmesi, herkesin belinde silahla dolaştığı,İslam’ın neredeyse her yorumunun ayrı ayrı silahlandığı ve biribirine karşı kora kor bir kavgaya tutuştuğu mezhepsel dehlizlerde herkesin elini beline götürmesine neden oldu…

 

Ortadoğu insanının çoğu düşüncesinden dolayı idam edilmektedir.Devletlere egemen zümrelerin önerdiği düşünce modelinin dışında başka bir düşünce ileri sürmek ihanetle eş değer görülmekte zindan veya idamla sonuçlanmaktadır.

 

Ayetullah Nimr’in idamına çok içerlenen ve Şii hattını ayaklandıran iran Devleti hemen her ay Kürt Siyasetçileri idam etmektedir…Hem de sokaklarda,vinçle ve herkesin gözünün önünde teşhir ede ede..

 

Her ne sebeple olursa olsun idam da savaş gibi sorun çözme refleksi bağlamında en kötü yöntemdir,gayri insanidir,kaba gücü esas alır,ilkeldir,korkakçadır.

 

İdamı,baskıyı ve antidemokratik uygulamaları esas alarak toplum inşasına girişen yönetimler halktan ve özgür düşünebilen beyinlerden korkan yönetimlerdir.Suudi Arabistan Şii Din Adamını niye idam etsin?Belki kral çıplak dediği içindir…İran Kürd’ü niye idam etsin?Belki molla çıplak dediği içindir…İslam’ı kullanılabilir bir enstürman olarak gören sözümona Müslüman yönetimlerin her biri ayrı ayrı ayıplar manzumesi üzerinde oturmaktadırlar.Hegemonik,sömürgeci ve üstenci tutum sahibidirler.Din olgusunu ayıplarını örtmede kullanırlar.

 

Bu İdamcı ve baskıcı güçlerin en büyük korkusu ‘’Demokrasi Korkusu’’dur.Demokrasi dendiğinde ödleri patlar. Demokratik toplumda kendileri hesap sorabilen devlet yöneticisi yoktur.Hesabı toplum sorar,idareci hesap verir.İdareci toplumda yerleşik duyarlılıkları insani duygularla anlamak ve hesaba katmak zorundadır.Herkes aynı düşünceyi paylaşamayabilir.Bu çok normaldir.Aykırı düştü diye insanı ortadan kaldırmak gerekmez.Olması gereken farklıyı yaşatabilmektir.Parmağını gözüne soka soka hergün hakaret etmek değildir.

 

Demokrasiyi içselleştiren devletlerde televizyonlar,gazeteler ve diğier kitle iletişim araçları kullanılarak sabahtan akşama,akşamdan sabaha devletin gücü,şunun gücü,bunun gücü teranesi halkın tepesinde ‘’Demoklesi Kılıcı’’ misali sallandırılmaz.Televizyon ekranları ‘’İnşallah/Maşallh’’laflarını ağzından düşürmeyen din tüccarlarının ve sahte ‘’Strateji Uzmanları’’ nın istilasına uğramaz.Sahte düşmanlıklar psikozu yaratmak suretiyle halk kurtun dadandığı sürüdeki şoka giren koyun misali titrek bir yaşama mahküm bırakılmaz… Eşitlik kavramının içi boşaltılmaz…Her kes eşittir denildiğinde Gerge Orwel’in ‘’Hayvan Çiftliği’’ eserindeki karekterlerin eşitliğinden bahsedilmez…Her kes eşittir ama güçlüler daha eşittir anlayışı benimsenmez.Haklı gözükmek için bağırmaya veya kuvvetli olmaya gerek yoktur.İnsan olmak,haklı olmak ve insan onuruna yakışır tarzda yaşamak yeterlidir.

 

Demokrasinin egemen olduğu toplumda ülke kaynakları herkesindir.Suudi Arabistan ve diğer Arap devletlerinde olduğu gibi sedece bir ailenin değildir.Petrol ve diğer kaynaklar eğitim,sağlık ve benzeri alanlarda kullanılır.Bütün paralar silahlanmaya akıtılmaz. Halkın refah sevyesine önem verilir. Arada bir sosyal yardım adı altında yapılan yardımlar bir minnetmiş gibi sunulmaz. Demokrasilerde mezhep kavgası olmaz.Her kes inancını dilediği şekilde başkasının sınırına girmeden yaşar…

 

Demokratik anlayışla inşa edilen devlet ve toplumlar dış müdaheleye kapalıdır.Kullanmak isteyenin eline verecek kozu yoktur.Bütün anlayışlar ve farklı yaklaşımlar takipçileri üzerinden sisteme entegre edilerek yaşatılır

 

Günümüzde Ortadoğu’da palazlanmak isteyen küresel güçler en çok Şii-Sünnü çekişmesine yaslanırlar.Özellikle Suudi Arabistan üzerinden Sünni dünyasını kontrol etme en baskın eğilimdir.Şiiler’de Ayetullah denen din adamları takipçileri üzerinde güçlü bir manevi etkiye sahipler.Bu etki bazen devletin gücünü aşan bir noktaya kadar varır.Misal Irak’ta buluna Ayetullah Sistani veya Ayetullah Mukteda El Sadr gib.Bu iki dini lider devlet içerisinde herhangi bir yetkileri olmamasına karşın devlet kadar etkisi olabilen liderler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.Kapitalis güçler Şiileri kontrol etmeleri için ayrı her Ayetullahı yanına çekmesi gerekir ki bu da çok zor ve maliyeti yüksektir.

 

Ancak Sünni İslam Dünyasında,çok dillendirimese de,devlet idarecilerine itaat etmeyi dinin emri sayan Ulü’l Emre İtaat anlayışı baskın bir anlayıştır.Başta ABD,İngltere ve ortakları ortadoğu’daki menfaatlerini tahkim ederken bu anlayış ellerini epey rahatlatmaktadır.Dikkat edilirse söz konusu devletler menfaatlerini ve İsrail’in güvenliğini,kendilerine kayıtsız şartsız itaat edilen ve hikmetlerinden sual olunmayan Sünni Devlet Başkanlarına borçludurlar.

Cengiz Maral  |  Diğer Yazıları

Cengiz Maral Yazılarına Yapılan Yorumlar

  • ercan kara2016-01-12 mükemmel bir tahlil