son dakika haberleri
Bizi Facebook'dan takip edin
Bizi Twitter'dan takip edin
Lokman TEKİN

MİLLETVEKİLİM NASIL OLMALI?

 Milletvekili…,

 

Milletin vekili…

 

Milletin iradesini, toplumsal yapısını, yaşantısını, sorunlarını, çözümlerini temsil eden kişi-ler…

 

Her adımı, her söylemi, her tutumu örnek ve çözüm odaklı olması gereken insanlar…

 

Konuşmayan, konuşamayan halk(lar)ın sesi…

 

Umut bağladığımız, hayal ettiğimiz geleceğimizin temsilcileri…

 

Peki neredeler, nasıllar, neler yapıyorlar, beklentimizi karşılıyorlar mı?

 

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Halkın içinde olmayan bir vekilin başarılı olma şansı yoktur. Halkın içinde olmak, sadece fiziksel olarak olmak demek değildir. Zihinsel, ruhsal, ekonomik, sosyolojik olarak da halkın içinde olmaları gerekir.

 

Ama bırakın halkın içinde olmayı, halk vekillerini bilmiyor, tanımıyor. Çıkın Van sokaklarına, vekillerinin ismini saymasını isteyin, yüzde 50’sinden fazlası 4 isim saymayacaktır.

 

Ayrıca vekil, halkların sesini meclise taşımakla kalmaz, çözüm üretir, yaşanılabilir bir toplum için çaba gösterir, mücadele eder.

 

Milletvekili, çocuklarımızın haklarını savunmak, geleceğini kurmak için meclise gider, kavga edip kötü örnek olmak için değil…

 

Milletvekilleri yenilikçi, mücadeleci, saygılı, merhametli bir ruh taşımak zorundalar. Ülkesi, halkı kadar yüreği geniş, umutları sağlam, mücadele azmiyle donatılmış, zafer çığlıklarını göğe çıkarabilecek bir enerjide olmak zorundalar.

 

Milletvekili militarist, saldırgan ve sıradan davranmamalı, yapıcı ve sabırlı davranmalıdır. Doğru ve yerinde çözümlemeler yapabilen olmalıdır.

 

Milletvekili, halkların sorunlarını ve ihtiyaçlarını görmezden gelemez. Bu dönemde milletvekillerimiz, var güçleriyle halkların sorunlarıyla uğraşmak zorundalar. Özellikle bölgenin sosyolojik, ekonomik, sağlık ve eğitim sorunlarına karşı duyarlı olmak zorundalar.

 

Biz vekilleri, gidin kavga edin diye göndermiyoruz.

 

Kendi yaşam standartlarını yükseltip yoksulların, emekçilerin, işçilerin yaşantısı için duyarsız olsun diye de göndermiyoruz.

 

Ara sıra gelip, arkasına beş on insan alarak boy gösteren, sonrasında da kaybolup g toplumu için zerre kadar yarar göstermeyen vekil istemiyoruz.

 

O kadar çok eksiğimiz var ki, sadece insanlarının değil, bu toplumun toprağının, göğünün, denizlerinin, dağlarının gözü de vekillerde…

 

O halde benim vekilimin gözü de, gönlü de, gecesi de, gündüzü de halkının yanında olmak zorundadır. Benim vekilim Ankara’ya oturmaya, elini kaldırıp indirmeye, gönlünü eğlendirmeye, gününü gün etmeye gidemez.

 

Benim vekilim, benim ruhumun arzularını dile getirmeye, halklarımın özlemlerini gerçekleştirmeye, insanlarımın yaşam kalitesini yükseltmeye gitmek zorundadır.

 

Benim vekilim; benim kültürümü, edebiyatımı, sanatımı tanıtmaya gitmek zorundadır.

 

Benim vekilim; Kızılırmak gibi çağlamak, Zağros gibi haykırmak, Dicle gibi şahlanmak zorundadır.

 

Benim vekilim; Karadeniz kemençesi, Trakya ayçiçeği, Çukurova pamuğu olmalıdır.

 

Benim vekilim; Ege’de Çakırcalı, Sivas’ta Pir Sultan, Konya’da Mevlana, Nevşehir’de Yunus Emre, Dersim’de Seyit Rıza olmalıdır.

 

Benim vekilim Şanlı Anadolu’nun nefesi, sesi, umudu, çığlığı olmalıdır.

 

Bundan gayrısı vekilim olmayı hak etmez!

Lokman TEKİN  |  Diğer Yazıları

Lokman TEKİN Yazılarına Yapılan Yorumlar