son dakika haberleri
Bizi Facebook'dan takip edin
Bizi Twitter'dan takip edin
Lokman TEKİN

VAN’DA KORONA VE BÖLGE HASTANESİ GÜNLÜĞÜ

 Korona…

2020 yılının ve belki de bundan sonraki bir çok yılın en önemli sorunu…

Tüm hayatımızı alt üst eden, bu kadar gelişmesine rağmen bilimin, teknolojinin ve en üst gelişimin, bir virüs karşısında aciz ve çaresiz olabileceğini anladığımız bir dönem.

Bütün dünya çareler aramakta, bu süreci en küçük kayıplarla atlatmaya çalışmaktadır.

Peki bizim mücadelemiz nasıl?

Biz sadece Van üzerinden konuşalım.

Van’da bugün itibariyle, resmi rakamlara göre ortalama günde 2 kişi hayatını kaybediyor. İlçeler ve köydekiler hariç. Bölge Hastanesi’ne, günde ortalama 800 kişi, virüs taşıdığı şüphesiyle başvuruyor. Hastaların neredeyse yarısı, hastalığını saklıyor. Bu hastalığını saklayanların çoğu, normal hayatını sürdürüyor.

İsterseniz neden böyle olduğunu kısaca anlatmaya çalışalım.

Korona belirtisi yaşadığınızda nereye, nasıl, ne zaman gideceğinizi bilemiyorsunuz. Özel hastaneler, çok ağır hasta gelmediği sürece tomografi çektirmiyor ya da doktor tanıdıksa, birinin adını verirseniz, o gün şanslı gününüzdeyseniz çektirebilirsiniz. Ancak tomografi, tanı için yeterli değil. Eğer şüphe varsa, sizi Bölge Hastanesi’ne yönlendiriyor. Yani herhangi bir tedavi uygulamıyor.

Üniversite araştırma hastanesine gittiğinizde, teşhis ve testin, Bölge Hastanesi’nde yapıldığını söylüyor, eliniz boş dönüyorsunuz.

Askeri hastaneye başvurduğunuzda, “biz Bölge Hastanesi’ne bağlıyız, önce oraya gitmeniz lazım” deniliyor.

Velhasıl bütün yollar Bölge Hastanesi’ne çıkıyor.

Bölge Hastanesi’ne gittiğinizde, önce acilin kapısına bırakılmış olan konteynırda ateşiniz ölçülüyor ve size giriş belgeleri veriliyor. Sonra, eski kafeterya bölümünde “COVİD ALANI” diye açılan yere gidip kaydınızı yaptırıyorsunuz. Günün, gecenin hangi saatinde giderseniz gidin, aldığınız sıraya göre önünüzde en az 150 kişi bulunuyor. Bu da size sıranın gelmesi için ortalama 6-7 saat demek.

Bu alanda herkes iç içe. Hasta, şüpheli, refekatçi, doktor, sağlık çalışanları, güvenlik… Gelenlerin çoğu toplu taşıma araçlarıyla geliyor. Bu da şu demek: Sırası gelene kadar çoğu o alanda bekliyor.

Sıranız belli olsa da, güvenlik her kapıyı açtığında, onlarca kişi kapıya yığılıyor. Sırayı soran, tartışan, söylenen, küfreden, bağıran… Velhasıl herkes herkese, herkesin nefesi herkesin nefesine karışıyor.

İçeriye girenlerle çıkanlar aynı kapıyı kullanıyor. Ara sıra aynı kapıdan ağır hastalar içeri giriyor. İçeriden pozitif çıkanlar, ağır hastalar, sağlamlar, şüpheliler… Hepsi iç içe…

Ortalama 6-7 saatten sonra sıranız geldiğinde, içeri giriyorsunuz. İçeride 2 doktor oturuyor (gece 12.000’den sonra 1 doktora düşüyor) uzunca bir kuyruk var. Sonucu çıkan 10 kişiden en az 8’i pozitif. Pozitif çıkanlara doktor bir reçete veriyor ve evine git diyor. Sadece bu kadar.

Sıranız geldiğinde, doktor şikayetinizi soruyor. Şikayete göre sizi ya tomografiye ya röntgene ya kan tahlillerine ya da hepsine yönlendiriyor. Yani siz “ölüyorum” deseniz, doktorun orada yapacağı şeyler, bunlar.

YANİ KENTTEKİ TÜM SAĞLIK KURULULARININ SİZİ YÖNLENDİRDİĞİ BÖLGE HASTANESİ’NDE DE COVİD TESTİ YAPILMIYOR.

Oradan çıkıp, doktorun yönlendirmesine göre işlemlerinizi yaptırıyorsunuz. Sonra sonuç için covid alanındaki güvenliğe isminizi yazdırıyorsunuz ve aynı alanda beklemeye devam ediyorsunuz. Sonuçlar için ortalama 1.5 – 2 saat bekliyorsunuz. Yine herkes iç içe…

Sonuçlar için aynı sıradan ve işlemlerden geçiyorsunuz. Sıranız geldiğinde, içerideki kuyrukta bekliyorsunuz. Pozitif çıkanların bazıları gülüyor, bazıları ağlıyor, bazıları dalga geçiyor, bazıları eğleniyor. Ama hepsi başkalarına çarparak ve söylenerek dışarı çıkıyor.

Pozitif çıkanlara sadece bir reçete veriliyor. Bu kişiler, toplu taşıma araçlarına binip evlerine gidiyor. Evlerde yeterinde denetim yok. Eğer isminiz resmi olarak tutanaklara geçmişse, birkaç günde bir sağlık müdürlüğünden biri arıyor, sizden durumunuzla ilgili bilgi alıyor. İsminiz resmi tutanaklara geçmemişse, Allaha emanetsiniz.

Evde kalıp kalmadığınızı kimse takip etmiyor.

14 günden sonra, aynı işlemler için Bölge Hastanesi’ne gittiğinizde, doktor sadece bir röntgen çektiriyor ve sizi gönderiyor. Virüsü atlattınız mı, taşıyıcı konumunuz var mı, sağlıklı mısınız hiçbiri net ve tam olarak belirlenmiyor. Bu yüzden pozitif tanı konulanların büyük bölümü, karantinadan sonra doktora gitmeden, normal hayatına dönüyor.

Ve gönül rahatlığıyla topluma karışıyorsunuz!

Buradan şunu belirlemekte yarar var: Sağlık çalışanlarına diyecek bir şeyimiz yok. Onlar da en az hepimiz kadar riskli ve ellerindeki imkanlara göre mücadele ediyorlar. Ancak net olarak belirtmekte yarar var: Yönetim işini ciddi, disiplinli ve sağlıklı yapmıyor. Elindeki bir çok imkanı kullanmıyor. Doktorlar, diğer sağlık çalışanları,

hastalar, hasta yakınları, şüpheliler, hastane çalışanları… hepsi büyük risk altında ve hepsi kurbanlık koyun gibi oradan oraya terk ediliyor.

Böyle değil, böyle olmamalı. Eleman mı yetersiz, gönüllü olacak binlerce insan var, ilki de benim. Hiç olmazsa giren ve çıkanların denetimi sağlanabilir. Hiç olmazsa covid alanı kontrol edilebilir. Hiç olmazsa oraya birkaç güvenlik bırakılıp, sosyal mesafe sağlanabilir.

Dünyanın en gelişmiş ülkeleri de en geride kalmış ülkeleri de maalesef bizden daha duyarlı, tertipli, disiplinli ve daha etkili…

Bu şekilde olursa, bu şekilde devam ederse, inanın bana 5 yılda aşamayız. Çünkü biten, bir daha başlar. Bu yüzden kaybedecek bir tek dakikamız bile yok. Herkes ve tüm kurumlar, üzerine düşeni yaparsa ve gerekli duyarlılığı gösterirse bu işin üstesinden gelebiliriz. Aksi halde korkarım ki büyük felaket bizi bekliyor.

Lokman TEKİN  |  Diğer Yazıları

Lokman TEKİN Yazılarına Yapılan Yorumlar