son dakika haberleri
Bizi Facebook'dan takip edin
Bizi Twitter'dan takip edin
Vuslat Dursun

KAN DÖKME FESTİVALİ (!)

Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Müslümanlar, kurban/lık bulma-alma telaşındayken; kurbanın ne demek olduğunu bilmeyen cahil ve zalim birkaç kesim bunu bir kan dökme festivali zannediyor. Sanki müslümanların, hiçbir amaç gütmeden; her yıl bugünlerin gelmesi ve dolayısıyla da kan dökme yarışının başlamasını dört gözle bekliyormuş gibi bir görünüm sergilediklerini iddia ediyorlar.

 

Onların bu iddialarının tek sebebi ise sevimliliklerinin ortadan kayboluşudur. Yanlış anlamayın, bu sevimlilikten kastım beyefendi ve hanımefendilerin kibarlıkları veya güzellikleri değil. Allah katındaki sevimlilikleridir. Peki ya bu sevimlilik nasıl oluyor? Elbette kara kaş ve kara gözle olmaz!

 

Bu sevimlilik, Hz. İbrahim (as) gibi emre kayıtsız şartsız itaat etmekle olur. O ki; kendisinden oğlunun kurban edilmesi istendiğinde seve seve, ayaklarını sürümeden teslim olmuştu. Hem o, hem karısı hem de kurban edilecek olan biricik oğlu, bu emir karşısında boyun eğiyorlardı. Hiçbir pazarlık yapmadan:

 

“Ve (bir gün, çocuk, babasının) tutum ve davranışlarını anlayıp paylaşacak olgunluğa eriştiğinde babası şöyle dedi: "Ey yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, bir düşün, ne dersin?" (İsmail): "Ey babacığım" dedi, "sana emredilen neyse onu yap! İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksın!" ( Saffat/102)

 

‘Seni kurban etmem emredildi’ diyen bir babaya; ‘Beni sabredenlerden bulacaksın’ diye karşılık veren evlat… İbrahim, karısı ve çocuğu sözünde durarak, karşılığında bir ödül alacaklarını asla bilmezlerdi fakat Allah’ın kendilerinden böyle bir kurban istemesinin de asla keyfi muamele olmadığını çok iyi bilirlerdi. Onlar, Rablerinin (Hâşâ) kan dökme meraklısı olmadığını da çok iyi bilirlerdi. Çünkü Allah’ın, ne onlardan ne öncekilerden ne de sonrakilerden kendi zararlarına bir şey istemediğine ve istemeyeceğine de kalpleri mutmaindi. O yüzden böyle bir emir geldiğinde hemen boyun eğip O’nun katında yükseliyorlardı. Bu onların sadakatlerine verilen bir ödüldü.

 

Onlar, bu yaptıklarıyla da asla gösteriş yapmadılar. Desinler diye değil, sırf Rablerinin rızası için yapıyorlardı. Çünkü başarıyla geçtikleri bu sınavı sürekli anlatıp başkalarının görmesi için yapmış olsalardı eğer yaptıklarının zerre kadar bir kıymeti olmayacaktı. İbrahim(as), verdiği kurbanı gösterişle başa kakmıyor ve bunun için de kurbanının değerini yüceltmiyordu. Aksine Allah için vazgeçemediği hiçbir şeyin olmadığını bu şekilde kanıtlamış oldu. Ayrıca konu ile ilgili olarak şunlar dile getiriliyor:

 

“İman yolunda kurbanlıklarından bahsetmek ne kadar çirkindir! Ben kurbanlığımdan bahsetmek zorunda kaldıysam, alçaklıktan değildir. Herkes biliyor ki ne tüccarım ben, ne de aç gözlü. Onu kabul etsinler; koru, öldürme, yazıktır, dökme demesinler diye zikrettim adını. Göstermek, değerlendirmek, değerini ifade etmek ve ödüllendirmek için zikretmedim asla. Aksine değersizliğini göstermek için ortaya koydum. Hiçbir şeye yaramaz olduğunu bilsinler diye. Bilsinler ki eğer dünyayı değerine alsalar ucuz almış ve eğer tek bir hoşnutluk tebessümüne satın alsalar pahalı almışlardır.” (Dr. Ali Şeriati/ Yalnızlık Sözleri 1)

 

Bu durum Hz. Adem’in iki oğlu arasında da intikal etmiştir ve birinin kurbanı kabul edilmiş, diğerinin ise reddediliyor. Çünkü biri; pazarlıksız ve samimiyetle yöneliyor öteki ise pazarlık ve sahtekârlıkla… Dolayısıyla Allah, samimiyeti kabul edip sahtekârlığı geri çeviriyordu.

 

İşte kurban öyle bir sevimlilik oluşturuyor. Kurban yalnızca kişinin cömertlik sınavıdır, samimiyetidir, teslimiyetidir. Baş koyuşudur, yürüyüşüdür. Kurban kan dökme festivali değildir ve kurbanı emreden İslam dini de kan dökmeye meraklı bir din değildir. Zira bunu kişi; kendi teslimiyetini, samimiyetini, duyarlılığını denemek için ister. Ve kişi kendi inancını ispatlamak için böyle bir imtihandan geçer, kurban verir. Allah, kurban ile bunu bize bu şekilde bildiriliyor. Zira;

 

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan sadece bizim O’na karşı gösterdiğimiz bilinç ve duyarlılığımız(takvamız)dır.”

 

Dolayısıyla hem kurbanı bir kan dökme, hayvan katliamı olarak gören hayvan severler(!) hem de kurbanı sırf gösteriş amacı güderek verenler, bunu çok iyi kavramalı ve ona göre nârâ atmalıdır.

 

Zira katliamcı gözüyle bakanlar da, gösteriş için, bir mecburiyet olarak görüp başlarında bir belaymış gibi biran önce kesip can atanlar da aynı cahillik içindedirler.

 

İbrahim’ce, İsmail’ce, Hacer’ce teslim olanlardan olmak duasıyla, samimiyetiniz ve duyarlılığınız hem bu dünyada hem öte dünyada BAYRAM OLA.

Vuslat Dursun  |  Diğer Yazıları

Vuslat Dursun Yazılarına Yapılan Yorumlar